Erdem GÖKTÜRK

[email protected]
Diğer Yazıları

AMATÖRLÜK VE KATILIMA DAYALI FAYDA KAVRAMI


Amatörler ve Sosyal Değer

Bugün İstanbul’da aktif olan amatör kulüp sayı-sını en yetkili kişilere soruduğunuzda alacağınız yanıt “sekizyüz civarında” olacaktır. Bine yakın kurum toplum içinde spor faaliyeti yürütmektedir. Bu kurumların yüksek bir çoğunluk ile sosyal değer üreten bir yapıya büründüklerini hayal edin. Sporun Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmek için kullanabileceği kısıtlı kaynaklar içinde potansiyeli çok yüksek bir alan olduğunu kolayca göreceksiniz. Tabi bir de bu sosyal potansiyeli ne kadar verimsiz kullandığımızı.

Bir amatör kulüp bazen isminde dahi atıf yaptığı, genellikle de özenilen kurumlar olarak karşımıza çıkan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ların minyatür taklitleri olmanın ötesine nasıl geçebilir, nasıl farklı ve fayda üreten bir kurum haline nasıl gelebilir? Bu kısa makalede bu konuya değineceğim.

Sporun Sosyal İşlevleri

Konuyu detaylandırırken öncelikle sporun sosyal işlevlerini iyi anlamak gerekir. Spor yapan kişiye çeşitli faydalar sağlar :

Duygusal rahatlama :  Spor yapmak stresin azaltılmasına, saldırganlık eğilimlerinin geriletilmesine olanak sağlar.

Kimlik teyidi : Spor kişiye tanınma, kişisel niteliklerini dışa vurma fırsatı yaratır.

Sosyalleşme : Spor kişinin sosyal bir yapı içinde var olmasına hizmet eder.

Sosyal kontrol : Sportif yapılar kişileri içine alarak davranış biçimleri üzerinde kontrol sağlama fır-satı tanır.

Kolektif bilinç : Spor ortak amaçlar etrafında toplanan bir topluluk ruhu yaratır.

Değişim organı : Spor kitleleri harekete geçirme yönü ile tarihsel değişimlere kadar varabilen sosyal değişim ve yeni davranış biçimleri üretilmesine yol açar

Sporu amatörlükten profesyonelliğe, ve günümüzde endüstriyelliğe kadar uzanan bir yelpaze içinde değerlendirmek gerekir.

Amatörlük Kavramı

Amatör spor kişinin kendi tatmini için yaptığı spordur. Toplumun sağlıklı olabilmesi için kültürel, sosyal, psikolojik, ahlaksal ve bedensel açıdan önemli faktörlerden birisidir. Amatörlük kavramı başarıdan ziyade katılımı öne çıkartır. Kısıtlı yetenek ve sürekli başarısızlık halinde dahi sürdürülebilen bir aktivitedir. Spor yapan kişinin yaptığı eylemden zevk alması ve kendisini geliştirmesi sözkonusudur. Yaptığı spor aracılığı ile kişi sosyal bir ağın parçası haline gelir. Amatör sporcu öncelikle spor yapmayı kendiliğinden talep ederken, spora devam etmeye de yine kendi isteği ile karar verir.

İlk dönemlerden itibaren sporun bu katılımcı ve kendiliğinden yapısının yanında toplumsal fayda üretmeye yatkınlığı nedeni ile farklı misyonları da olmuştur. Kişinin boş zamanları değerlendirme ve eğlenme hevesi, örneğin askeri yeteneklerinin geliştirilmesi amacı ile de kullanılmıştır. Futbol üzerinden tarihsel gelişimi değerlendirmek, tarihsel süreçte gelişimi anlamak açısından önemli olacaktır.

Futbolun Evrimi

Futbolun ilk olarak nerede oynandığı konusunda bir görüş birliği yoktur. Günümüzden 4500 yıl önce, Çin’de askerlere çeviklik çalıştırma amaçlı olarak “t’su-kü” diye anılan bir ayaktopu oyunu oynandığı bilinmektedir. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı  Lugat-it Türk eserinde de futbol benzeri bir oyundan bahsedilmektedir. Timur’a atfedilen ve hava ile şişirilmiş kuzu postu kullanarak, belli sınırlar dahilinde ve ellerle dokunmadan oynanan “tepük”oyununun amacı  yine askerlere çeviklik kazandırılmasıdır.

Bunun yanında, özellikle Orta Çağ’da boş zaman odaklı, futbol benzeri oyunlar kayda girmiştir. Örneğin İtalya’da oynanan “calcio” asillere özgü olmakla birlikte komşusu Fransa’da oynanan “la soule” köylüler tarafından oynanmaktaydı.

Futbol’un günümüzdeki hali ile düzenlenmesi, ve kurumsal bir yapı içine girerek kabuk değiştirmeye başlaması ise İngiltere’de olmuştur. Bu nedenle İngiltere modern futbolun beşiği olarak adlandırılmıştır. 1848 yılı ise modern futbolun önemli tarihlerinden birisidir. Bu yıl içinde Cambridge Üniversitesi’nde geliştirilen “Cambridge kuralları” ile ilk kez kurallı futbol ortaya çıkmıştır. Kurallı futbol kulüp yapılanmasını ortaya çıkartmış, ilk futbol kulübü 1857’de Sheffield’de kurul-muştur.

Yine futbol tarihinde önemli bir dönem de 1863-64 yılları olmuştur. Kısa sürede gelişen oyunun “gençliğin eğitilerek iyi bir şekilde yetiştirilmesi” konusunda sağladığı olanağın farkına varan İngiliz hükümeti bir komisyon ile bu gelişmeleri değerlendirmiştir. “Clarendon Komisyonu” olarak adlandırılan bu komisyonun yayınladığı raporda “Kriket ve Futbol vakit geçirmenin ötesinde, toplumun en değerli vasıflarının ve erkeklerin erdemlerinin geliştirilmesine yardımcı olma araçları” olarak tanımlanmıştır. Hemen hemen aynı tarihte İngiliz Kulüpler Birliği kurularak amatör oyundan devlet destekli kurumsal yapıya geçiş başlamıştır.

Bu destek 1888’de profesyonelliğin kabulü ve ilk futbol ligi ile sonuçlanır. Futbol artık hiçbir zaman aynı olmayacaktır. Futbolun geniş kitlelere yayılmasında, çıkartılan yeni yasalar ile işçilere Cumartesi öğleden sonrasında tatil hakkı verilmesi ve ulaşım olanaklarının gelişmesi etkin olmuştur. Oyuncular ile aynı sosyal sınıfı paylaşan, dolayısı ile onları destekleyen seyirci sayısı hızla artmıştır. Kiliseler (Aston Villa, Birmingham City, Everton, Bolton) ve Sanayi işletmeleri (Arsenal, Manchaster United, Southampton, Westham) de bu popülerlikten faydalanarak işçi sınıfına ulaşabilmek için kulüpler aracılığı ile futbola giriş yapmıştır. İşçi ve sanayici sınıflar arasındaki gerilimi yönetebilmek ve kurumlara aidiyet hissini güçlendirebilmek amacı ile kısa sürede stadyumlar inşa edilmiştir. İşçi kökenli seyircilerin gündelik sorunlardan uzaklaşabilecekleri bu modern zaman arenalarında kısa sürede büyük kalabalıklar görülecektir. Henüz 1901’de oynanan bir kupa maçı 100 bin seyirci çekecektir. Mühendisler, askerler, öğrenciler, misyonerler ve tüccarlar aracılığı ile futbol dünyanın geri kalanına da büyük hızla yayılacaktır.

Profesyonelliğin Katılım Sorunu

Profesyonel spor çıkış noktasında seçkin ama-törleri, kulüpleri profesyonelliğe davet etmiştir. Amatörlüğün aksine profesyonellik davet sonucu oluşan bir durumdur. Amatör sporlarda kişi kendi isteği ve imkanları ölçüsünde spor yapmaya çalışırken profesyonel sporlarda kulüpler ya da resmi müesseseler başarılı sporcuları kendi bünyelerinde belli bir ücret karşılığında spor yapmaları için davet ederler. Profesyonel spor etkinliğini katılım üzerinden hayata geçirmez. Sporcu sayısının fazla olması, kitlelerin spor yapması profesyonel sporun üzerinde durduğu bir nokta olmadığı gibi, hatta profesyonel spor açısından arzulanan bir durum da değildir. Profesyonel sporun ihtiyaç duyduğu kitle taraf-tar, tüketici, izleyici, müşteri’dir. Dolayısı ile profesyonelleşen bir yapı, yazının başında kısaca özetlenen sporun faydalarından ve geniş kitlelerin boş zamanlarında katılımı perspek-tifinden gittikçe uzaklaşacaktır.

Profesyonel spor zaman içinde endüstriyel spor kavramını yaratmıştır. Endüstriyel spor ise herkesin belli ölçüde tüketim imkanı bulduğu spor yapılanmasıdır. Bir başka deyişle endüstriyel sporun birinci hedefi sporun sosyal faydaları değil, öncelikle sporcu olmayan halk kitlelerinin tüketime yönelendirilmesidir. Bu tüketim direk ürün satınalmadan, karşılaşmaları izleyerek reklam amacı ile yaratılan değere katkıda bulunmaya kadar geniş bir yelpazeyi içerir. Sporun globalizasyonun da spora aktif olarak katılım değil, tüketimin globalleşmesi  doğrultusunda gerçekleştiği söylenebilir.

Oyunun Kayboluşu

Bir anlamda amatörlüğün temsil ettiği oyunsallık ile endüstriyelliğin devraldığı modern spor arasındaki bu kopuşta sporun yeniyi, buna karşın oyunun eskiyi ve geçmişi temsil etmesinin payı da vardır. Modern spor geniş kitleler ile kitle iletişim araçları ve modern dünyanın hız kültürü aracılığı ile sağlam bir bağlantı kurmuştur. Bunda ölçülebilirlik ve başarı kavramlarını etkin olarak kullanmasının da büyük etkisi olmuştur. Modern spor karşılaşmaları herkese ait olan oyun alanını mesleğe dönüştürmüş, seyircileştirdiği kişilerin hazzına tabi kılmış ve bizzat bu seyirciyi de kör bir edilgenlik konumuna geriletmiştir.

Oyun, oyalanma, boş zamanları değerlendirme düşüncesi boş zamanın kendisinin bir pazar haline gelmesi ile anlamını yitirmiştir. Bunun sonucu olarak yazının başında özetlenen ve katılıma dayanan faydalar kaybolmaya yüz tutmuş, sportif etkinlikler ise herhangi bir işkolu haline gelmiştir.

Katılımın Geri Dönüşü İçin

Gelinen noktada amatör sporun toplum için anlamını tekrar ziyaret etmekte fayda vardır. Futbolda ve göreceli olarak endüstriyelleşmeye daha yakın olan basketbol ve voleybolda tesis sorunu katılımı kısıtlamaktadır. Buna karşın profesyonel sporlardan esinlenilen maddi karşılık beklentisi sporu çok kısıtlı olarak katılım sağlanabilen bir alan haline getirmektedir. Devlet ve belediyeler eli ile sağlanan nakdi yardımlar ise bu gizli profesyonellik sorununun derinleşmesine neden olmaktadır.

Oysa amatör kulüpler açısından futbol, basketbol, voleybol gibi sporlarda sadece kendi yönetimsel gücü oranında ve katılıma öncelik veren bir yapı toplumsal açıdan muhtemelen daha fazla değer üretecektir. Benzer şekilde amatör spor kulüplerinin tesis gerektiren modern spor branşlarında daha geleneksel sporlara yönlendirilmesi de spor katılımını artıracak diğer bir öge olacaktır. Tanımı itibarı ile katılımın daha kolay olduğu bu branşların artışı ise ancak bütüncül bir spor politikası ile mümkün olabilecektir.

Son Not 

Bu yazının kağıda dökülmesinde Sayın Ahmet Talimciler’in “Sporun Sosyolojisi, Sosyoloji’nin Sporu” kitabındaki bazı bilgilerden faydalanılmıştır.

 

PAYLAŞ

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus