Melih ÖZTÜRK

Diğer Yazıları

ADALET 'AMATÖR'ÜN TEMELİDİR


İstanbul 1.Amatör ve Süper Amatör kategorilerinde normal sezon sona erdi. Sona ererken de kavgası gürültüsü patırtısı her zaman ki gibi eksik olmadı.

Ha sahada hiç mi güzel görüntüler olmadı elbette oldu. Ancak bunlar kişilerin münferit hareketleri ve kendi kişiliklerini yansıtan olaylar. Kavga olaylarında ise İstanbul futboluna yön veren insanlar, "Biz yazımızı yazarız, emniyet güçleri önlemi alıp olayları önler, biz polis miyiz" edasında karşılama ihtimalleri olsa da o iş öyle değil işte.

İki benzer olay ile karşı karşıya kalıyoruz. Cezalar açıklandığında ise bambaşka kararlar göze çarpıyor. Kötü niyet ile mi oluyor diye sorana, kötü niyet kondurmak istemem, ancak bir koltukta oturuyorsanız ve bu koltukta adaleti sağlayacak koltuk ise, her kulübe eşit davranmak zorundasınız. Eşit davranmak içinde kılı kırk yarmaya mecbursunuz. X takım hakkını aramayı bilir ve arar, ama ben hakkımı aramayı bilmiyorsam o koltukta oturan kişiler benim hakkımı koruyacak olanlardır.

Adalet terazisi bir tarafa kaydığı andan itibaren kurumlar ithamlara maruz kalır. Ceza konularında kulüplerden duyduğumuz çok büyük sıkıntılar var ve bunlar cezaların çok olması ile alakalı değil, tamamen aynı olaylarda farklı uygulamalar olması yüzünden olan rahatsızlıklar. Bunlar giderilmedikçe takımların isyanları aynı şekilde devam edecek. Tabi bununla beraber olayların da ardı arkası kesilmeyecek. İstanbul futbolunda ki karar mercileri, sadece güçlünün yanında olan ya da güçsüzü koşulsuz koruyan değil, her iki tarafa da eşit olmak zorundadırlar. 

Ceza konusunda verilen verilmeyen cezalar ile eğer her iki tarafta isyan edebilecek hale geldi ise çok bağıranın, sesi çok çıkanın kazanacağını hissettirmenizden dolayıdır. Bu hissiyatı da silecek olan yine aynı kişi ve kurumlardır. Her harekette vereceğiniz cezalar eşit olursa; hem herkes cezasının karşılığını bilir ona göre hareket eder, hem de ortada adalet sağlanmış olur.  

Bazı kararlar da Ankara'ya gidiyor nedense. Burda çözülemeyip oraya gidene eyvallah. Peki burda hiç suya sabuna dokunmadan giden dosya neden? Şimdi biz dükkanda bir işi yapamayıp, patrona sorduğumuzda, aslanım böyle 10 tane iş yaptınız niye soruyorsunuz siz bilmiyormusunuz diyor. Kulüpler de, kararı direk Ankara'ya yolladığınızda size deseler "Siz bilmiyor musunuz niye Ankara?" siz ne cevap verirsiniz onu da merak ediyorum. Düzelmeyecek hiç bir yanlış yoktur. Düzeltebilecek ekipte vardır. Sadece taşın altına eli biraz sokmak lazım. O kulüp kırılır, bu kulüp tepki verir diye en temizi Ankara denecekse, verdiğiniz kararların sorgulanmasından level atlayarak, vermediğiniz karar ile de yargılanırsınız.

Nasıl olacak bu transfer işleri;
Sezon başında kitapçıkta transfer dönemleri açık seçik şekilde belirtiliyor. Buraya kadar herşey tamam. Ama bu transfer dönemleri takımlara uymuyor. Ya da bazı durumlarda cebinde parası olanlara uyuyor diyelim. Ki bu cebinde parası olana uyması İASKF Başkanı Sayın Ali Düşmez'in amatöre bakış açısına tamamen ters. Amatör oyuncuda sözleşme ya da farklı şekillerde parasal hukukun sağlanması için ne yapılabilir türden konuşmaların tamamında Sayın Başkan’ın "Burası amatör, para kazanmak için olan bir yer değil." ifadeleri var. Ama transfer sisteminde Play Off müsabakasında iki 1.Amatör takımı mücadele edip birisi Süper Amatöre terfi edecekken, mücadelenin kadrolarına baktığımızda tek maçlığına yapılan transferler ile 1.Amatör takıma karşı Süper Amatör takım mücadele etmiş oluyor. Transfer yapan takım dibine kadar haklı. Bu hak verilmiş ve adam cayır cayır hakkını kullanıyor. Ama sizin verdiğiniz hak, zengine hizmet eden bir hak durumuna düşüyor. O yüzden bu transfer zamanları hakkında, zengin kulübün, fakir kulübün, futbol oynamak isteyen kaliteli oyuncunun ve yeteneği az seviyede olup amatörce sahada olmak isteyen çocukların hakkını düşünmek ve bunun ortasını bulmak zorundasınız. Siz, 81 il var, hepsine ayrı transfer zamanı mı yapacaz, o öyle olmaz, o kadar kolay değil diyeceksiniz. Diyeceksiniz de böyle de olmadığının farkında olmanız lazım. O yüzden onu demeden evvel hakikaten bir şey yapabilir miyiz diye sorgulayın.

2.Amatör diye bir Lig var bilirsiniz. Çok spekülasyonludur orası. Lig başlamadan 3-5 takımın çekildiği. Hani şu “Hadi ya ben kuraya girmedim ama beni de şu gruba alın” derler. Ya da bir bakmışsınız 5 lisanslı oyuncu var Süper Amatör biter bir bakarsınız sarı siyah forma ile izlediğiniz Süper Amatör takımından  8 oyuncu Yeşil Beyaz forma ile sahadadır. Yada şampiyonluk kupası vermişsinizdir ama, tüm oyuncular Süper Amatör ayarı olduğu için ertesi sezon takımlarına geri dönmüşlerdir.  O takımda oyuncu bulamadığı için lige girmemiştir. İşte o 2.Amatör'den bahsediyorum.

2.Amatör lig olarak ilimizin en alt ligi ve dolayısı ile de hali hazırda daha üst liglerde oynayan oyuncuların liglerinin de devam etmesi nedeniyle, o takımlarda yer bulamayan oyuncuların yer aldığı bir lig. Süper Amatör ya da 1.Amatör Ligde 10 bin TL kazanmayı hedefleyen oyuncu yakın maç sayısında bu ligde çok daha düşük bedele veya hiç bilemediniz maç eksiği olmasın diye, hatır gönüle binaen yer alabiliyor. Yer alıyor almasına da yine daha önce dediğimiz benim amatör futbolum para kaynağı değil diyen büyüklerimiz, her üst kategoriden dönüp bu lige giren oyuncunun karşılığında, bir gencin sahadan koparıldığının, belki de kendisinden kaliteli tecrübeli abisi yüzünden forma giyemediği için kahve köşesine düşebileceğinin hesabını yapıyormu? Biz bir aileyiz diyorsak, sırf 3 puanı birileri alacak diye 18 yaşındaki oğlunuz yaşındaki oyuncuyu sahada senden iyisi var sen sahadan git ne yaparsan yap diyemeyiz. Aksine aileyiz diyoruz madem, o zaman Süper Amatör'de ki abisi, sen bak 20-22 maç oynadın, senden tecrübesiz küçük kardeşin oynamadı. Burda da birazcık o oynasın diyeceksiniz. Yukarıda cezalarda bahsettiğimiz adaleti, spor yapmak isteyen gençlere de sağlamakla mükellefsiniz. 

Son bir konuda sağlık olayı. Bu sağlık olayında, kanuna bağlanması konusundaki girişimler mükemmel. Olmamış bir şey yapıldı ancak eksiklikler var. Olması da şahsım adına çok normal. Yeni bir çocuk doğdu ve büyüyecek düzene girecek. O yüzden sağlık konusunda İASKF'ye insanlar kadar kızgınlığım yok. Maddi imkanlarda buna etken tabi ama en azından iddialı bir takıma haftada 3 antrenman yaptırırken, hazırlık maçı yaptırırken, evladım dediği oyuncusunun sağlığını düşünmeyip, hazırlık maçına buz getirmeyen, çok su içme şişersin diyen zihniyet, X kurumdan ambulans isteyebilecek cürreti gösterebiliyor. Futbolcu kardeşlerimin, arkadaşlarımın, sağlığını hem hali hazırda oynadıkları kulüpler, hem de Sayın Başkan Ali Düşmez haddinden fazla düşünmek zorundadır. Çantalar boş deniyor. Araştıralım diyoruz. Bir taraf biz çantayı verdik içini doldurmak bizim görevimiz değil diyor, bir taraf çantayı veren dolu verecek diyor. Bu durum ortaya çıkınca yetkili ağız açık seçik bir şekilde bilgilendirme yapmadığı sürece, kurum sağlık konusu üzerinden eleştiri almaya devam eder. Eleştiri alırsa ne olur, tabi ki hiç bir şey olmaz, olmuyor çünkü. Ama eleştiren, eleştirisine cevap alamadıkça kendisini muhattap alınmıyor hissine bürünür. Bu konuda ne kadar sessiz kalınırsa, bundan en büyük zararı gören de sahada ilk yardıma ihtiyaç duyan sporcu kardeşlerimiz arkadaşlarımız olur. Bu konuda acilen açıklık getirilmesi gereken bir konudur.

TASKK, İASKF, İl Temsilciliği, insanların gözünde oluşan adaletsiz bir şekilde yönetiliyoruz  ve olan olaylarda sorumluluğu olduğu hissiyatını silmek için, gelecek sezonda kesinlikle çok kararlı  her olayda aynı şekilde kişi kulüp gözetmeksizin aynı cezaları vermek zorunda. Tabi eğer ki en büyük başkan bizim başkan şarkılarını duymak yerine Ali Baba'nın bir çiftliği var şarkısını duymak istemiyorlarsa.

PAYLAŞ

YORUMLAR

blog comments powered by Disqus